Yargıtay, Danıştay, AYM Kararları — 30 içtihat
Editoryal hukuk dilinde özetlenmiş, esas/karar numarası, daire ve tarih metadatasıyla indekslenmiş karar arşivi. Mahkemeye göre tarayın, E./K. no ile doğrudan ulaşın ya da anahtar kelime arayın.
Yüksek yargı organlarına göre
Her mahkeme için erişim, yetki alanı ve daire yapısını inceleyin.
Son eklenen 12 karar
Arşivin en güncel editoryal özetleri; her birinin E./K. numarası ve anahtar kelimesi mevcut.
SGK — hizmet tespiti davası ve ispat
Davacı işçi, davalı işverende sigortasız olarak çalıştığı dönemlerin SGK kayıtlarına işlenmesini talep etmiştir. 5510 sayılı SSGSSK m. 86 uyarınca hizmet tespiti davasında çalışmanın kesintisizlik, süreklilik ve ücret ödeme gibi unsurları ispatı aranır. Tanık beyanları ile hem aynı işyerindeki sigortalı diğer işçiler hem de bağımsız tanıkların birbirini doğrulaması gerekir. Somut olayda beş tanığın beyanı, işyeri defterleri ve ücret ödeme kayıtları çalışmanın fiilen gerçekleştiğini göstermektedir. SGK’nın davaya katılımı da yasal zorunluluktur. Davanın kabulü isabetlidir.
Hakaret suçu — sosyal medya paylaşımı ve alenilik
Sanık, katılanı sosyal medyada paylaştığı ifadelerle aşağılamakla itham edilmiştir. İlk derece mahkemesi, paylaşımın yalnızca sanığın arkadaş listesinde görülebildiğini gerekçesiyle hakaret suçunu aleniyet unsuru oluşmadığı gerekçesiyle TCK m. 125/1 çerçevesinde değerlendirmiş, cezayı belirlemiştir. Dairemiz TCK m. 125/4 kapsamında aleniyet unsurunun, paylaşımın herhangi bir sayıda kişinin görmesine açık olması halinde oluşacağını, yüzlerce kişinin arkadaş listesinde yer aldığı bir paylaşımın kamuya açık sayılmasa dahi aleniyet unsurunu karşılayabileceğini değerlendirmiştir. Ancak somut olayda paylaşımın yapıldığı hesabın gizli olduğu, yalnızca 38 kişinin erişimi bulunduğu dosyadan anlaşılmaktadır. Bu durumda aleniyet unsurunun oluşmadığı kabulü hatalı değildir. Ceza miktarının tayini ise TCK m. 61 kapsamında ölçülüdür.
Vergi cezası — re’sen tarh ve kanıt yükü
Davacı şirket, re’sen tarh edilen kurumlar vergisi ve vergi ziyaı cezasının iptalini talep etmiştir. VUK m. 30 uyarınca re’sen tarh hallerinde idarece somut tespit ve kanıtların ortaya konması gerekir. Somut olayda inceleme raporunda harici tespit ve hayatın olağan akışına dayalı çıkarımlar esas alınmış, mükellef defterleri üzerinde karşılaştırmalı inceleme yapılmamıştır. Hesap hareketleri banka kayıtları ile örtüşmektedir. Bu durumda re’sen tarhiyatın dayanağı yetersizdir. Vergi ziyaı cezası da kaldırılmalıdır.
Boşanma — evlilik birliğinin temelden sarsılması ve kusur
Davacı kadın, davalı erkeğin sürekli hakaret, ekonomik baskı ve aile bireylerine saygısızlık eylemleri nedeniyle evlilik birliğinin temelden sarsıldığını ileri sürerek boşanma ve manevi tazminat talep etmiştir. Davalı, davacının geçimsiz tutumunun da boşanmada kusurlu olduğunu savunmuştur. Mahkeme tarafların eşit kusurlu olduğuna karar vermiş, manevi tazminatı reddetmiştir. Dairemiz, tanık beyanları ve mesaj çıktıları ile davalı erkeğin süreklilik arz eden hakaret ve duygusal şiddet eylemlerinin sabit olduğunu, buna karşılık davacı kadına atfedilen kusurun yalnızca birkaç dönemsel tartışmadan ibaret bulunduğunu tespit etmiştir. TMK m. 166/1 uyarınca ağır kusurlu olmayan taraf diğerinden manevi tazminat isteyebilir (TMK m. 174/2). Somut olayda kusur dağılımı eşit değildir; davalı erkek ağır kusurludur. Bu durumda kadının manevi tazminat talebinin değerlendirilmesi gerekir.
Dolandırıcılık — bilişim sistemleri aracılığıyla nitelikli hal
Sanık, katılanı sahte e-ticaret sitesi üzerinden satış yapıyor gibi göstererek banka havalesi yoluyla para almakla suçlanmıştır. TCK m. 158/1-f uyarınca bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık nitelikli haldir. Somut olayda sanığın IP ve banka hesap kayıtları ile eylemin sabit olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca aynı yöntemle birden fazla mağdurun bulunması zincirleme suç oluşturur (TCK m. 43). Ceza tayininde bu unsurlar ayrı ayrı uygulanmıştır; ceza miktarı yerindedir.
Mülkiyet hakkı ihlali — kamulaştırmasız el atma
Başvurucu, taşınmazına belediyece fiilen el atıldığını ve bedelin uzun süredir ödenmediğini ileri sürerek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anayasa Mahkemesi, Anayasa m. 35 kapsamında mülkiyet hakkının müdahaleye uğradığını, kamu yararı meşru amaç oluşturmakla birlikte idarece makul süre içinde bedel ödenmemesinin ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu değerlendirmiştir. Kamulaştırmasız el atma hallerinde AİHM içtihadında da yansıyan devletin pozitif yükümlülükleri söz konusudur. İhlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilmelidir.
Fazla çalışma ücreti ve takdiri indirim
Davacı, haftalık 45 saati aşan fazla çalışma yaptığını ileri sürerek fazla mesai ücretinin tahsilini talep etmiştir. Tanık beyanları ile davacının günde ortalama 11-12 saat çalıştığı kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesi fazla mesai alacağında %30 oranında takdiri indirim uygulayarak davayı kısmen kabul etmiş, davacı vekili indirimin fazla yapıldığı yönünde istinafta bulunmuştur. Dairemiz yerleşik içtihadına göre yazılı belge yerine tanık beyanına dayanılarak hesaplanan fazla çalışmada hesap hatalarını dengelemek amacıyla hâkim tarafından takdiri indirim uygulanabilir; ancak bu indirim %20-30 bandını aşmamalıdır ve indirim yapılırken maaş bordroları, puantaj ve işyeri organizasyonu bütüncül değerlendirilmelidir. Somut olayda işveren çalışma süresini kontrol edecek kayıt tutmamış, davacı işçinin çalışma düzeni aralıksız 6 yıl boyunca benzerdir. Bu çerçevede %30 indirim üst sınıra yakındır ve gerekçelendirilmesi zayıftır. Yeniden değerlendirme ile indirim oranının makul seviyeye çekilmesi gerekir.
Tüketici işlemi — ayıplı araç ve bedel iadesi
Davacı tüketici, satın aldığı sıfır araçtaki motor arızalarının giderilmemesi nedeniyle sözleşmeden dönerek bedel iadesi talep etmiştir. TKHK m. 11 uyarınca tüketici ayıplı mal karşısında ücretsiz onarım, değişim, bedel iadesi veya indirim haklarından birini seçebilir. Somut olayda aynı tipte tekrarlayan arızanın altı ay içinde üç kez ortaya çıkması, TKHK m. 11/3 uyarınca mali açıdan onarım külfetinin makul olmadığını gösterir. Ayrıca üreticinin garanti yükümlülüğü TKHK m. 58 uyarınca devam ettiğinden bedel iadesi talebi yerindedir. Davacının satın alma bedelini yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi doğrudur.
Kamu görevlisinin disiplin cezasında savunma hakkı
Davacı kamu görevlisi, hakkında verilen kademe ilerlemesi cezasının savunma alınmaksızın verildiğini ileri sürerek iptalini talep etmiştir. 657 sayılı DMK m. 130 uyarınca disiplin cezası verilmeden önce ilgilinin savunmasının alınması zorunludur; savunma hakkı tanınmadan tesis edilen ceza yok hükmündedir. Anayasa m. 129/2 ve AİHS m. 6 çerçevesinde idari yaptırımlarda da adil yargılanma ilkesi gözetilir. Somut olayda ilgiliye savunma için 7 günden az süre verilmiş, ayrıca dosya örneği tebliğ edilmemiştir. Bu durumda savunma hakkının özü ihlal edildiğinden ceza iptal edilmelidir.
Muris muvazaası — mirastan mal kaçırma ve tapu iptali
Davacılar murisin sağlığında yaptığı taşınmaz devirlerinin bedelsiz ve mirastan mal kaçırma amacıyla olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. Muris muvazaası, 1.4.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında değerlendirilir. Devrin satış olarak gösterilmesine karşın gerçek iradenin bağışlama olması ve saklı paylı mirasçıları mal kaçırma amacı bulunması şarttır. Somut olayda murisin tüm taşınmazlarını sadece bir çocuğa devretmesi, bedel ödendiğine dair banka kaydının bulunmaması ve muvazaa iddiasını destekleyen tanık beyanları karşısında devirlerin muvazaalı olduğu kabul edilmelidir. Tapu iptali ve tescil talebi kabul edilmelidir.
Kıdem tazminatı tavanı ve son brüt ücret hesabı
Davacı işçi, 12 yıl süreyle davalı işyerinde çalıştıktan sonra ekonomik nedenlerle iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağının tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi kıdem tazminatına esas ücretin belirlenmesinde yalnızca çıplak brüt ücretin esas alındığı, oysa işçiye düzenli olarak ödenen yol ve yemek yardımlarının da giydirilmiş brüt ücrete dahil edilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı kaldırmıştır. Dairemizin yerleşik içtihadına göre İş Kanunu ve 1475 sayılı Kanun m. 14 uygulamasında kıdem tazminatına esas ücret, işçinin son aldığı çıplak brüt ücretine ek olarak para veya parayla ölçülebilen sosyal yardımların eklenmesiyle bulunan giydirilmiş brüt ücrettir. Ayrıca kıdem tazminatı tavanının, fesih tarihinde yürürlükte olan en yüksek devlet memuru emeklilik ikramiyesi üzerinden hesaplanması zorunludur. Somut olayda yol ve yemek ödemelerinin düzenliliği tanık beyanlarıyla sabit olduğundan bilirkişi raporunda bu kalemlerin eklenmemesi hatalıdır. Bu nedenle hesaplamanın giydirilmiş ücret üzerinden yeniden yapılması gerekir.
İşçinin haklı fesih hakkı — ücretin ödenmemesi
Davacı işçi, üç aylık ücretinin ödenmemesi nedeniyle İş Kanunu m. 24/II-e uyarınca haklı olarak iş sözleşmesini feshettiğini ileri sürmüş, kıdem tazminatı talep etmiştir. Dairemiz ücretin esaslı unsur olduğunu, tek bir ay bile gecikmenin işçiye haklı fesih hakkı verebileceğini hatırlatmıştır. Somut olayda üç aylık gecikme açık ve süreklidir; işçinin fesih hakkı yerindedir. Kıdem tazminatı talebi kabul edilmelidir. Ayrıca fesih tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi uygulanır.
Olayını anlat, emsal kararı bulsun
Doğal dille olayınızı yazın; iAvukat AI semantik arama ile en ilgili Yargıtay, Danıştay ve AYM kararlarını sıralasın.